12
Mart
2026
RENKLERİN KİMLİĞİMİZE YANSIMALARINI SÖYLEŞİDE ELE ALDIK
Enstitü İstanbul İSMEK, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlediği etkinliklere bir yenisini daha ekledi. Kişisel Renk Danışmanı Oya Komar’ın katılımıyla, Artİstanbul Feshane’de gerçekleşen “Renk Söyleşisi: İfade ve Görünürlük” başlıklı etkinlikte renklerin ifade, kimlik ve algı üzerindeki etkileri konuşuldu.
Enstitü İstanbul İSMEK, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında bir dizi etkinlik düzenledi. Hafta boyunca gerçekleşen etkinliklerden biri de renklerin ifade, kimlik ve algı üzerindeki etkilerinin konuşulduğu “Renk Söyleşisi: İfade ve Görünürlük” başlıklı söyleşiydi. Kişisel Renk Danışmanı Oya Komar, Enstitü İstanbul İSMEK eğitmeni Sakine Aslan’ın moderatörlüğünde Artİstanbul Feshane’de düzenlenen söyleşinin konuğuydu.
Oya Komar, yoğun bir katılımla gerçekleşen söyleşide, renklerin bir estetik tercih olmanın dışında aynı zamanda kişinin kendini ifade etme biçimlerinden biri olduğunu belirtti. Kıyafetlerde kullanılan renklerin, insanların kendileri hakkında dış dünyaya önemli mesajlar verdiğini söyleyerek, “Renkler adeta parmak izimiz gibidir, bizi anlatır.” diye konuştu. Genel eğilimin daha çok ana renkleri kullanmaktan yana olduğuna söyleyen Komar, oysa ara tonların da kişinin stilini belirlemede önemli rolü olduğuna dikkat çekti. Doğru ton kullanımının, kişinin ruh hali üzerinde olumlu etkisi bulunduğunu da hatırlattı.
Renk Seçiminde Kendi İç Sesinizi Dinleyin!
Kişisel Renk Danışmanı Oya Komar, söyleşide, renklerin psikolojik ve biyolojik etkileri bulunduğuna da değindi. Kimi renklerin dinginlik hissi verdiğini, kimi renklerin ise yorucu etkisinin bulunduğunu belirterek, renk seçiminde başkalarının ne düşündüğüne değil kendi iç sesimize kulak vermemiz gerektiğine vurgu yaptı. Yaş ve renk ilişkisi, söyleşide ele alınan konular arasındaydı. Yaş ilerledikçe kişinin renkli giyinme arzusunun yükseldiğini ifade eden Komar, bunu, geçmişte bastırılan duygulardan kurtulma isteğine bağlıyor.
Söyleşide üzerinde durulan bir diğer konu da toplumsal cinsiyet ve renk ilişkisiydi. Kız çocuklarında pembe, erkek çocuklarında mavi renk kullanılmalı gibi kalıpların kültürel olarak üretildiğini savunan Komar, renklerin cinsiyetten çok eril ve dişil düşünce biçimleriyle ilişkilendirmek gerektiğine dikkat çekti. Bu bakış açısıyla herkesin dilediği her rengi tercih edebileceğini söyledi.
Söyleşi, katılımcılardan gelen sorular ile renklere dair deneyim ve tercihlerinin paylaşılmasıyla sona erdi.

